Tarihi fırsatlar ve çözümler
Kavramların kökenlerine merak saldığım dönemlerin birinde fırsat, yani İngilizce karşılığıyla opportunity kelimesinin köken olarak nereden geldiğini merak etmiştim. Kelime, çoğu kavram gibi Latince`den kaynaklanıyordu ve aslı `ob portu` idi. Anlamı ise, limanın dışındaki yelkenli geminin kendisini limanın içerisine atabilecek med-cezir salınımını beklemesiydi. Arzu edilen yere ulaşılabilmesi için doğru zamanlama ve doğru araç lazımdı. Bu zamanlama ile hedefe doğru gidiş kolaylaşıyor, dışarıdan gelen ekstra destek ise süreci hızlandırıyordu. Fırsat, hedefe ulaşmak için doğru zamanlama ve doğru aracın ele geçirilmesi demekti.
Sorunlar ise hayatımızın her aşamasında karşılaştığımız, belki de yaşamlarımızın en sıradan ve en gerçek faaliyet alanını oluşturuyor. Ömür denilen zaman diliminin özeti, çözülmesi gereken düğümlerden ibaret. Bebeğin daha ilk doğduğu anda nefes almayı becermesi hayat, becerememesi sorun demek; annesinin göğsüne ulaşıp sütü bulması hayat, bulamaması sorun demek; ağzındaki mamayı yutabilmesi hayat, yutamaması sorun demek. Kısaca her şey bu denge üzerine kurulu. Düğümlerden çözemediklerimiz sorun, çözebildiklerimiz ise yaşam anlamına geliyor. Eğer varsak, çözmekle yükümlüyüz. Çözmekten kaçmak, yokluğu kabullenmek anlamına geliyor.
Temel mesele hayatımızın tamamlayıcı parçaları olan sorunların nasıl çözülebileceğini bulmak. Yanlış yöntemler, daha da karmaşıklaşmış düğümler anlamına geliyor. İşleri zorlaştıranlar, genelde çözmeye çalışıp da yanlış yolu seçenler oluyor. Sorun-fırsat-çözüm dengesi açısından şöyle bir özet yapabiliriz:
1- Teşhis yapmadan tedaviye geçmek, sorunu çözmez aksine daha da büyütüp, katılaştırır. Çözümleri gösteren en net veriler, `nedenler`dir. Bir şeyin nedenini anlayamadıysanız, çözümünü bulamazsınız. Örneğin bir Kürt sorunu varsa, nedenlerine bakmadan sorunu ortadan kaldırmayı düşünmek, düğümü giriftleştirmekten başka işe yaramaz. Başınızın ağrısının nasıl çeşitli nedenleri varsa, Kürt sorununuzun da benzer çeşitlilikte nedenleri olabilir. Her durumda aspirinin işe yarayacağını kimse garanti edemez. Üstelik bir de aspirine bile gerek duymadan kemoterapiye geçtiyseniz, vay halinize! (Bizde ağrıdan kurtulmak için kafayı kesmeyi düşünen akıllılar da var)
2- Daha önce yanlış teşhis ve yanlış tedavi uyguladığınız için, eski sorun ile yeni sorun farkılaşmış, yani hastalık ilerlemiş olabilir. Çözüm süreci boyunca, teşhisinizi yeniden değerlendirmeniz faydalı olacaktır. Kaldı ki olay metastas yapmış da olabilir. Bu durumda sorunun yalnızca başınızda değil, diğer uzuvlarınızda da ne gibi hasarlar verdiğini bulmanız gerekir. Örneğin `yeni Kürt sorunu`nda uluslararası dengeleri olduğu kadar asker-sivil ilişkilerini, ekonomik yapıyı, sosyal travmaları, gelişen dialektik hareketleri de değerlendirmeye açık olmalısınız. Zira dallanma budaklanma durumunda, tek merkezli tedavi bir işe yaramaz.
3-Tedaviye geçildiğinde hastalığa lanet ederek öfkeyle, yenilmişlik ya da öç alma duygusuyla değil, bir hekim gibi davranmak gerekir. Hastalığı yenmek değil, hastayı salimen kurtarmak esastır. Fırsat bu noktada önem kazanır. Doğru zamanlama ve doğru araçla hedefe gitmek esastır.
Çözümler ve fırsatlar çoğu zaman sorunlarla birlikte, yan yana dururlar; oysa biz onları her zaman görmeyiz. Çünkü görmek fiilinin gözle alakalı olduğunu düşünürüz. Doğrudur sorunun varlığını gösteren semptomlar alenidir, onları görmek için gözler yeterlidir. Oysa sorunun kendisi de çözüm kadar gizlidir. Görmek için akıl gözü gereklidir. Her sorunun çözümü kendi içinde gizlidir.
Tarihi fırsattan söz edilirken tam olarak neyin kastedildiğini doğrusu bilemiyorum. Lakin ufukta bizi limana doğru atacak bir med-cezir durumu var gibi görünüyor. Uluslararası dengeler müsait. İçerideki saçma sapan tartışmaları bırakıp bu fırsatı da kaçırmasak iyi olacak desem de, düğümün ucundan sıkı sıkı tutan o kadar çok asalak var ki!
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.5320972
2009-07-17
Nabucco ve ener-jeopolitik'5304988
2009-07-13
Kuzularımızın avaz avaz sessizliği!'5295128
2009-07-10
Çin`de neler oluyor?'5279029
2009-07-06
İşlenmemiş suç tehlikesi üzerine'5269951
2009-07-03
İlker Başbuğ`un başına gelenler'5253144
2009-06-29
Delil yoktur, ikna kabiliyeti vardır'5243551
2009-06-26
Dünya bir satranç tahtası'5227385
2009-06-22
Örtülü operasyonlar çağı mı?'5217251
2009-06-19
Suç kime yakışıyorsa, suçlu odur'5201324
2009-06-15
İran`da büyük değişim
20 Temmuz 2009 Pazartesi